Şuarâ Suresi Türkçe Meali
Şuarâ 1:
Ta, Sin, Mim.
Şuarâ 2:
Bunlar sana o apaçık Kitab´ın ayetleridir!
Şuarâ 3:
Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın.
Şuarâ 4:
Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır.
Şuarâ 5:
Bununla beraber Rahman´dan kendilerine yeni bir öğüt gelmiyor ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar.
Şuarâ 6:
Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir.
Şuarâ 7:
Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz onda her güzel çiftten nice bitkiler bitirmişiz.
Şuarâ 8:
Şüphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Şuarâ 9:
Şüphesiz ki, Rabbin, gerçekten güçlü, çok merhametlidir.
Şuarâ 10:
Bir vakit Rabbin Musa´ya şöyle seslendi: «Git o zalim kavme!
Şuarâ 11:
Firavun kavmine, artık sakınmayacaklar mı!»
Şuarâ 12:
(Musa) dedi ki: «Ya Rab, doğrusu korkarım ki, beni yalanlarlar;
Şuarâ 13:
ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun´a da peygamberlik ver!
Şuarâ 14:
Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye korkarım.
Şuarâ 15:
(Allah) «Hayır» (endişe etme), «haydi ikiniz ayetlerimizle gidin; muhakkak Biz sizinle beraberiz (olup bitenleri) dinliyoruz,
Şuarâ 16:
haydin Firavun´a varın da deyin ki: «İnan ki biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz;
Şuarâ 17:
İsrail oğullarını bizimle beraber salıver.»
Şuarâ 18:
(Firavun) dedi ki: «A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi? Ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin;
Şuarâ 19:
hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!»
Şuarâ 20:
(Musa) dedi ki: «O işi o zaman yaptım, şaşkınlardandım.
Şuarâ 21:
Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı.
Şuarâ 22:
O başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş olmandır!»
Şuarâ 23:
Firavun: «Alemlerin Rabbi de ne demek?» dedi.
Şuarâ 24:
(Musa): «O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; eğer gerçeği kesin olarak görüyorsanız.» dedi.
Şuarâ 25:
(Firavun) etrafındakilere: «Dinlemez misiniz?» dedi.
Şuarâ 26:
(Musa): «O, sizin Rabbiniz ve daha önceki atalarınızın Rabbidir» dedi.
Şuarâ 27:
(Firavun): «Size gönderilen elçiniz mutlaka delidir.» dedi.
Şuarâ 28:
(Musa): «O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin Rabbidir, eğer düşünüyorsanız.» dedi.
Şuarâ 29:
(Firavun): «Andolsun ki, eğer benden başkasını tanrı edinirsen, seni kesinlikle zindana kapatılmışlardan ederim?» dedi.
Şuarâ 30:
(Musa Firavun´a): «Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?» dedi.
Şuarâ 31:
(Firavun): «Haydi onu getir bakayım, doğrulardan isen» dedi.
Şuarâ 32:
Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi;
Şuarâ 33:
bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.
Şuarâ 34:
(Firavun) etrafındaki topluluğa: «Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz!
Şuarâ 35:
Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?» dedi.
Şuarâ 36:
Dediler ki: «Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar gönder;
Şuarâ 37:
bütün bilgiç sihirbazları getirsinler!»
Şuarâ 38:
Böylece tesbit edilen bir günün belli bir vaktinde sihirbazlar toplandılar
Şuarâ 39:
ve halka: «Siz de toplanır mısınız?» denildi.
Şuarâ 40:
şayet üstün gelirlerse, herhalde bizler sihirbazlara uyacağız, dediler.
Şuarâ 41:
Sihirbazlar Firavun´a geldiklerinde: «Şayet biz galip gelirsek, bize muhakkak bir mükafat vardır değil mi?» dediler.
Şuarâ 42:
(Firavun): «Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız.» dedi.
Şuarâ 43:
Musa onlara: «Siz ne atacaksanız atın!» dedi.
Şuarâ 44:
Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: «Firavun´un yüceliği hakkı için şüphesiz biz üstün geleceğiz.» dediler.
Şuarâ 45:
Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne görsünler, onlar her ne dolap çeviriyorlarsa (bütün uydurduklarını) yutuyor.
Şuarâ 46:
Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar;
Şuarâ 47:
«İman ettik alemlerin Rabbine;
Şuarâ 48:
Musa ve Harun´un Rabbine!» dediler.
Şuarâ 49:
(Firavun) dedi ki: «Ben size izin vermeden O´na iman ettiniz! Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız; çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!»
Şuarâ 50:
(Büyücüler) dediler ki: «Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz.
Şuarâ 51:
Herhalde biz mü´minlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz.
Şuarâ 52:
Musa´ya şunu vahyettik: «Kullarımı geceleyin yürüt (yola çıkar); çünkü takip edileceksiniz.»
Şuarâ 53:
Firavun da şehirlere asker toplayıcılar gönderdi;
Şuarâ 54:
Bunlar, şüphe yok ki küçük ve önemsiz bir toplulukturlar;
Şuarâ 55:
fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;
Şuarâ 56:
biz ise uyanık ve tedbirli topluluk bulunuyoruz.» diyordu.
Şuarâ 57:
Böylece Biz onları bahçelerden, pınarlardan,
Şuarâ 58:
hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık.
Şuarâ 59:
ve onlan İsrail oğullarına miras kıldık.
Şuarâ 60:
Derken (Firavun ve askerleri) güneş doğmuştu ki, arkalarına düştüler.
Şuarâ 61:
İki topluluk birbirini görünce, Musa´nın arkadaşları: «Yakalandık» dediler.
Şuarâ 62:
(Musa): «Hayır! asla! Rabbim muhakkak benimledir, bana yolunu gösterecektir» dedi.
Şuarâ 63:
Bunun üzerine Musa´ya: «Vur asan ile denize» diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ oluverdi,
Şuarâ 64:
ötekileri de buraya yanaştırmıştık.
Şuarâ 65:
Musa´yı ve beraberindekileri tamamen kurtardık,
Şuarâ 66:
sonra da ötekileri boğduk.
Şuarâ 67:
Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; fakat çokları inanmadı.
Şuarâ 68:
Ve şüphesiz ki Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.
Şuarâ 69:
Onlara İbrahim´in kıssasını da oku!
Şuarâ 70:
O bir vakit babasına ve kavmine: «Siz neye tapıyorsunuz?» dedi.
Şuarâ 71:
Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız, dediler.
Şuarâ 72:
(İbrahim) dedi. Dua ettiğiniz vakit onlar işitirler mi;
Şuarâ 73:
veya size bir fayda yahut bir zarar verirler mi?»
Şuarâ 74:
Hayır, biz atalarımızı böyle yaparken bulduk, dediler.
Şuarâ 75:
(75-76) (İbrahim) dedi ki: «Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?
Şuarâ 76:
(75-76) (İbrahim) dedi ki: «Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?
Şuarâ 77:
Onların hepsi benim düşmanımdır; alemlerin Rabbi hariç;
Şuarâ 78:
O ki, beni yarattı, sonra da bana o doğru yolu gösterir;
Şuarâ 79:
O ki, beni yedirir, içirir.
Şuarâ 80:
Hastalandığım zaman O bana şifa verir.
Şuarâ 81:
O ki, beni öldürür, sonra beni yine diriltir.
Şuarâ 82:
Ve O ki, ceza gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim.
Şuarâ 83:
Ya Rab, bana bir hüküm ver ve beni iyiler zümresine kat!»
Şuarâ 84:
Ve bana gelecekler içinde güzel bir nam tahsis eyle!
Şuarâ 85:
Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle!
Şuarâ 86:
Babamı da bağışla; çünkü o yanlış gidenlerdendir.
Şuarâ 87:
Yaratıkların diriltilecekleri gün, beni utandırma,
Şuarâ 88:
O gün ki, ne mal fayda verir, ne oğullar!
Şuarâ 89:
Ancak Allah´a temiz bir kalp ile varan başka!»
Şuarâ 90:
Cennet takva sahiplerine yaklaştırılmıştır.
Şuarâ 91:
Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
Şuarâ 92:
Ve bunlara: «Hani nerede o taptıklarınız,
Şuarâ 93:
Allah´tan başka; nasıl size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarıyorlar mı?» denilmekte.
Şuarâ 94:
Ve arkasından hep onlar ve azgınlar o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
Şuarâ 95:
Ve bütün o iblis orduları.
Şuarâ 96:
onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler:
Şuarâ 97:
Vallahi biz, doğrusu açık bir sapıklık içindeymişiz.
Şuarâ 98:
Çünkü sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk.
Şuarâ 99:
Ve bizi hep o suçlular şaşırtmıştı.
Şuarâ 100:
Bak şimdi bizim için ne şefaatçiler var,
Şuarâ 101:
ne de sadık bir dost!
Şuarâ 102:
Bari bizim için geriye (dünyaya) dönme imkanı olsaydı da, mü´minlerden olsaydık.»
Şuarâ 103:
Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır; öyle iken çoğu inanmadı.
Şuarâ 104:
Ve şüphesiz ki, Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.
Şuarâ 105:
Nuh kavmi, gönderilen peygamberleri yalanladı,
Şuarâ 106:
kardeşleri Nuh onlara şöyle dediği vakit: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?
Şuarâ 107:
Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Şuarâ 108:
Gelin Allah´tan korkun, bana itaat edin!
Şuarâ 109:
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Şuarâ 110:
Gelin Allah´tan korkun, bana itaat edin!»
Şuarâ 111:
A! Senin ardına hep o reziller düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız? dediler.
Şuarâ 112:
(Nuh) «Benim onların ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir?
Şuarâ 113:
Sizin şuurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu bilirdiniz.
Şuarâ 114:
Hem ben iman edenleri kovmaya me´mur değilim.
Şuarâ 115:
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.» dedi.
Şuarâ 116:
Dediler ki: «Ey Nuh, eğer vazgeçmezsen, kesinlikle taşlanmışlardan olacaksın!»
Şuarâ 117:
(Nuh): «Ey Rabbim, anlaşıldı ki, kavmim beni yalanladılar.
Şuarâ 118:
Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!» dedi.
Şuarâ 119:
Bunun üzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
Şuarâ 120:
Sonra da arkasında kalanları boğuverdik.
Şuarâ 121:
Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; öyle iken çoğu iman etmedi.
Şuarâ 122:
Ve şüphesiz ki Rabbin, çok güçlü, çok merhametlidir.
Şuarâ 123:
Ad (kavmi de) gönderilen peygamberleri yalanladı.
Şuarâ 124:
Kardeşleri Hud o zaman onlara şöyle demişti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?
Şuarâ 125:
Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Şuarâ 126:
Gelin Allah´tan korkun ve bana itaat edin!
Şuarâ 127:
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Şuarâ 128:
Siz her tepeye bir alamet bina edip eğlenir durur musunuz?
Şuarâ 129:
Ebedi kalacakmışsınız gibi bir takım sanayiler ediniyorsunuz.
Şuarâ 130:
Hem tuttuğunuz vakit, merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.
Şuarâ 131:
Artık Allah´tan korkun ve bana itaat edin.
Şuarâ 132:
O Allah´tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri verdi.
Şuarâ 133:
(133-134) Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.
Şuarâ 134:
(133-134) Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi.
Şuarâ 135:
Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.»
Şuarâ 136:
Dediler ki: «Sen ha öğüt vermişsin, ha öğüt verenlerden olmamışsın, bizce birdir.
Şuarâ 137:
Bu sadece eskilerin adetidir
Şuarâ 138:
Biz azaba uğratılacak değiliz.»
Şuarâ 139:
O´nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır, ama çokları iman etmedi.
Şuarâ 140:
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.
Şuarâ 141:
Semüd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı.
Şuarâ 142:
Kardeşleri Salih o zaman onlara şöyle demişti: «Allah´tan korkmaz mısınız?
Şuarâ 143:
Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Şuarâ 144:
Gelin Allah´tan korkun ve bana itaat edin.
Şuarâ 145:
Buna karşı ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Şuarâ 146:
Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız:
Şuarâ 147:
cennetler, pınarlar,
Şuarâ 148:
salkımları sarkmış hurmalar, ekinler içinde?
Şuarâ 149:
Ki bir de dağlardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz?
Şuarâ 150:
Gelin, Allah´tan korkun da bana itaat edin.
Şuarâ 151:
İtaat etmeyin o kimselere
Şuarâ 152:
ki, yeryüzünü fesada verirler de ıslah etmezler.»
Şuarâ 153:
Dediler: «Sen iyice büyülenmişlerden birisisin;
Şuarâ 154:
Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin; haydi bir ayet (mucize) getir, eğer doğru konuşanlardan isen!»
Şuarâ 155:
(Salih): «İşte (o mucize) bir dişi deve; su hakkı bir (gün) ona, belli bir günün su hakkı da size;
Şuarâ 156:
sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar.» dedi.
Şuarâ 157:
Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;
Şuarâ 158:
çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Şuarâ 159:
Ve şüphesiz Rabbin gerçekten, O, çok güçlü ve çok merhametlidir.
Şuarâ 160:
Lut kavmi de gönderilen peygamberleri yalanladı.
Şuarâ 161:
Kardeşleri Lut o zaman onlara şöyle demişti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?
Şuarâ 162:
Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Şuarâ 163:
Gelin Allah´tan korkun da bana itaat edin.
Şuarâ 164:
Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir.
Şuarâ 165:
(165-166) Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!
Şuarâ 166:
(165-166) Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da insanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!
Şuarâ 167:
(Onlar): «Ey Lut, and içeriz ki (bu uyarılardan) vazgeçmezsen, kesinlikle (yurdun dışına) çıkarılanlardan olacaksın!» dediler.
Şuarâ 168:
(Lut) dedi ki: «Doğrusu ben bu işinize kin güdenlerdenim.
Şuarâ 169:
Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının uğursuzluğundan kurtar!
Şuarâ 170:
Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.
Şuarâ 171:
Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
Şuarâ 172:
Sonra geride kalanların hepsini yerle bir ettik.
Şuarâ 173:
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru!
Şuarâ 174:
Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Şuarâ 175:
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten çok güçlü ve çok merhametlidir.
Şuarâ 176:
Eyke halkı da gönderilen peygamberleri yalanladı
Şuarâ 177:
Şuayb o zaman onlara şöyle demişti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?
Şuarâ 178:
Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.
Şuarâ 179:
Gelin Allah´tan korkun ve bana itaat edin.
Şuarâ 180:
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin Rabbine aittir.
Şuarâ 181:
Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın.
Şuarâ 182:
ve doğru terazi ile tartın!
Şuarâ 183:
Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü ihtilalcilikle fesada vermeyin.
Şuarâ 184:
O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Yaratıcıdan korkun!»
Şuarâ 185:
Dediler: «Sen muhakkak büyülenmişlerdensin.
Şuarâ 186:
Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Doğrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
Şuarâ 187:
Üzerimize gökten bir parça düşürüver, eğer doğru söyleyenlerden isen.»
Şuarâ 188:
(Şuayb): «Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir.» dedi.
Şuarâ 189:
Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi.
Şuarâ 190:
Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi.
Şuarâ 191:
Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir.
Şuarâ 192:
Ve gerçekten bu (Kur´an) alemlerin Rabbinin indirmesidir.
Şuarâ 193:
Onu Ruhu´l-Emin (Cebrail) indirdi.
Şuarâ 194:
Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın,
Şuarâ 195:
açık parlak bir Arapça ile.
Şuarâ 196:
O, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da var.
Şuarâ 197:
Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil mi?
Şuarâ 198:
Eğer onu Arapça bilmeyenlerin birine indirseydik de,
Şuarâ 199:
O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi.
Şuarâ 200:
Biz onu suçluların kalbine öyle sokmuşuzdur.
Şuarâ 201:
Onlar acı azabı görecekleri zamana kadar ona iman etmezler
Şuarâ 202:
o azap kendilerine ansızın hiç farkında olmadıkları bir anda gelecektir,
Şuarâ 203:
(O zaman) diyecekler: «Acaba bize bir mühlet verilir mi?»
Şuarâ 204:
Acaba azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar?
Şuarâ 205:
Gördün ya, onlara senelerce zevk ettirsek,
Şuarâ 206:
Sonra kendilerine yapılan tehdit gelip çatsa,
Şuarâ 207:
o yaşatıldıkları zevkin kendilerine hiç faydası olmayacaktır.
Şuarâ 208:
Bununla birlikte Biz hangi memleketi helak ettikse, muhakkak onun uyarıcıları olmuştur.
Şuarâ 209:
(Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir.
Şuarâ 210:
Ve bunu (Kur´an´ı) şeytanlar indirmedi;
Şuarâ 211:
bu onlara hem yaraşmaz, hem güçleri yetmez.
Şuarâ 212:
Onlar (vahyi) işitmekten kesinlikle mahrum edilmişlerdir.
Şuarâ 213:
Bundan dolayı sakın, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma ki azap edileceklerden olmayasın.
Şuarâ 214:
En yakın hısımlarını uyar.
Şuarâ 215:
Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
Şuarâ 216:
Bunun üzerine sana isyan ederlerse: «Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım.» de.
Şuarâ 217:
Ve O güçlü ve merhametli olana güvenip dayan.
Şuarâ 218:
O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor
Şuarâ 219:
ve secde edenler arasında dolaşmanı da.
Şuarâ 220:
Çünkü, herşeyi işiten, herşeyi bilen O´dur.
Şuarâ 221:
Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi?
Şuarâ 222:
Günaha kendini kaptırmış herbir sahtekar üzerine inerler.
Şuarâ 223:
Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler.
Şuarâ 224:
Şairler(e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer.
Şuarâ 225:
Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.
Şuarâ 226:
Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler.
Şuarâ 227:
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah´ı çokça zikredenler ve kendilerine haksızlık edildikten sonra öçlerini alanlar müstesna. O haksızlık edenler hangi inkılaba münkalib olacaklarını (hangi akibete yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler.
Sistemli Evden Eve Taşımacılık
Kocaeli şehirlerarası nakliyat